Rüya Çağla - SENDEN ÇOCUĞUM OLSUN

Dün internette gazete okuduktan sonra bildiğim bir alışveriş sitesinin reklâmını tıklayıp, üstünkörü ayakkabılara göz atmıştım. Bugün bir baktım, feysbuk ana sayfamın sağ köşesinde o ayakkabılardan birinin fotoğrafı. Sponsorlu reklâmlar oluyor hani, orada... 
'Beğendiğin ayakkabı şimdi şu fiyata' yazıyor altında. Ne? Beğendiğim mi?  Ne zaman ya?

Ciyuvv! Birden aklım başıma geldi. 
 

Gazete sayfasına feysbuk üzerinden girdiğimi hatırladım!
Bunu yapmayacaktım. (İnternetteki dokuz kusurlu hareketten biri bence)
Hadi yaptım, gazetedeki reklâmdan alışveriş sitesine hiç girmeyecektim. 
Zaten e-postama devamlı yollamıyorlar mı her türlü sezon ve mağaza hareketlerini? Gerek duyarsam siteye normal yollardan giremem mi? Ee? Lüzumsuzluk işte. 
Böyle lüzumsuzlukların sonucu olarak, öylesine bakıp geçtiğin birşey sıfat tamlaması halinde sokuluyormuş meğer gözüne: Beğendiğin ayakkabı! (Onu hiç de beğenmemiştim, teessüf ederim)
Öğrenmiş oldum haliyle.
Bununla da kalmayıp bir de üstüne irrite oldum. 

Zira... 
Haybeden tıklamalarla bizzat reklâma alet edilmek diye birşey var ki, Allah muhafaza!
'Kullandım, cildim bebek gibi yumuşacık oldu',  'Ben denedim çok memnun kaldım, tavsiye ederim süper birşey' demiş gibisinden, cilt maskesi veya bir kozmetik ürününü övdürerek ne delikanlıları harcadılar bu âlemde. Ruhları bile duymadı gariplerin ama biz gördük bi kere.

Bu girizgâhtan sonra hemen asıl mevzuya gireceğim. Epeydir değinmek istiyordum da tembellikten elim varmıyordu. Ayakkabı vesile oldu.
Mevzu dediğim, telefon mesajları yahut aramalar yoluyla yapılan duyurular, reklâmlar.
Kime sorsam bıktım diyor.
Ki ben de diyorum. Üstelik benim başıma geldiği gibi kimi zaman tesadüfler gerçek hayatla çakışınca...
Güler misin, gerilir misin şeklinde izah edebileceğim içsel aksiyon da cabası.  

Geçenlerde Almanya'da yaşayan bir arkadaşım telefon etmişti. Görüşme biter bitmez abonesi olduğum gsm şebekesinin mesajı atıl kurt yaptı: Siz de dakikası şu kadar kuruşa Almanya'yı arayabilirsiniz. 
Hadi bu normal de... 
Komşumla yaptığım 'her tarafım ağrıyor, ay benim de valla, sorma hiç mecalim yok, çok yorgunum' minvalinde sürüp giden bir sohbetin ertesinde telefonuma düşen mesaj içeriğinin doktor ünvanı altında ne olduğu belirsiz bitkisel karışımı pazarlamaya yönelik olması ilginçti doğrusu.
Ya arkadaşımla karşılıklı oturmuş, çekmeme sorunu yüzünden başka bi gsm hattına geçmeyi düşündüğümü, hangisi daha iyi çekeri konuşurken, kendi şebekemden 'sizin yeriniz burası' diye başlayan bir mesaj gelmesine ne buyrulur?  
Tesadüfün iğne deliğiydi şüphesiz. Yalnız, insan paranoyaklaşır yine de.  

Fakat bu sonbahar yaşadığım şey n'oluyoruz dedirtti resmen. 
Evdeki tavaların yenilenme zamanı gelmişti, gittim tava aldım marketten.
Ertesi gün telefonuma düşen mesaja bakın: Yeni teflon tavanızı kullanmadan önce sıcak su ile yıkayın, kuruduktan sonra biraz sıvı yağ damlatıp kağıt havlu ile silin.  
Takip eden günlerde 'ne pişireyim, ne pişireyim hımm?' diye düşünüp mücver yapmaya karar verince, gerekli malzemeler için yine koştum markete. En gerekli malzeme tabii ki kabak.
Mutfakta hazırlık yaparken, nasıl ve ne şekilde dahil olduğumu bilmediğim, sürekli yemek tarifleri gönderen mesaj programından mesaj geldi. 
Ne pişirmemi öneriyor dersin? Mücver mi? (Yok artık, o kadar da değil)
Kabak tava! 
Ne yemek yapacağımı tutturamasa da kabak aldığımı biliyor yeminlen! 
(Yeni tavaya da gönderme yapmış bu arada ahaha) 

Bazı kereler hep birlikte coşuyorlar...  
Hani neredeyse masanın, koltuğun altından birileri çıkacak. 
Yorgun musun? Çaresi bizde, bunu iç anında zımba gibi ol! 
Para mı lazım? Ayıpsın, bize gel şak diye kredi verelim! 
Televizyonu mu yenileyeceksin? Bizden al, bedava 3D gözlükle borçlar gırtlağına dayanmış gibi hisset!  
Tatile mi gideceksin? Biz götürelim, sonra taksit taksit ödersin lafı mı olur! 
Karnın mı acıktı? Bizim dürümcüye koş, başka yere gidersen darılırız vallahi!

İyi de nereden buluyor bunlar numaramızı? 

Kim veriyor, kim? (Hadi bankaydı, gsm şirketiydi onlar mecburen biliyor; onu anlarım da, diğerleri?) 
Turizm firması, beyaz eşya bayii, bitkisel ürüncü, dürümcü... 
Ve dahi cinsel set pazarlamacısı ne iş? 
Sahi, o ne öyle ya? İyice azıttılar. Cık cık cık!

Bir sigortacı aramıştı epey önce... 
'İstemiyorum sigorta falan' diyorum anlamıyor. 'Nasıl buldunuz beni' diye sormayı akıl ettim Allahtan. 'Sizin filanca kartınız var, onlardan alıyoruz numaraları' demesin mi? Ertesi gün o kartı aldığım teknolojik mağazaya gittim, anlattım durumu ve sordum: Numaraları veriyormuşsunuz? 
Pek tatmin edici cevaplar duyamadım tabii ki. Ne veriyoruz, ne vermiyoruz dedi konuştuğum kişi. Net olarak söylediği tek şey istersem kartımı iptal ettirebileceğimdi.  

Böyle üyelik olsun, abonelik vb. olsun; bunlar için doldurduğumuz formları, yaptığımız sözleşmeleri iyice okumuyoruz. Yazıyordur belki de bir yerlerde minicik, mini minicik de olsa bilgilerimizin üçüncü şahıslara devredilebileceği. Firma adına mı güveniyoruz nedir, hiç tereddütsüz atıyoruz imzayı. Ne var ki bağlantıda bulunmadığımız halde bile numaralarımız yad ellerde geziyor. Dağıtan bir kaynak var, o kesin.

Hele sesli reklâmlar. Cep ya da ev telefonu farketmiyor, dayıyorlar reklâm spotunu. Halin nedir o anda, hasta mısın, sıkıntılı mısın, işin gücün mü var, kimin umurunda? 
Reklâmın içeriğine göre şen şakrak bir kadın veya ciddiyetin dibine vurmuş bir erkek sesi başlıyor anlatmaya. Hemen kapatıyorum ama bu çözüm değil tabii ki. Yine arıyorlar, yine arıyorlar.
Bir de ödül kazandınız, puan kazandınız şu numarayı arayın diye mesajlar gelmiyor mu, aman aman! Tamamen dolandırıcılık amaçlı. Sen, ben yemiyoruz belki ama birilerinin canı yanıyor mutlaka.
Velhasıl, numaralarımız her türden niyet için emre amade.
Peki çare?

Gsm operatörleri toplu mesaj şeklindeki reklâm gönderilerini engelliyormuş sadece. Bireysel reklâm mesajlarını engellemek istiyorsak hukuki yollara baş vurmamız gerekiyormuş. Ne bileyim ben hangisi toplu, hangisi bireysel. Bakıyorum reklâm, siliyorum anında. Hem neden uğraşmak zorunda kalıyorum ki? İstemiyorsam istemiyorumdur. Toplusu da gelmesin, bireyseli de! 
Bir süre önce reklâm amaçlı mesajlara ve aramalara düzenleme getirileceğine dair haberler çıkmıştı. 
Şöyle birşey olacakmış: Mesaj geldiğinde 'bunu istemiyorum' seçeneği de sunulacakmış, böylece bir daha aynı numaradan mesaj almayacakmışız. (O mesajlar her halükârda gönderilecek yani, benim anladığım bu) 

Ha, bazen komik durumlar yaşanmıyor değil. Birden anımsayıp kahkaha attım. 
Bir ara yine böyle mesajla albüm, şarkı reklâmları yapılıyordu hani... 
9-10 yıl kadar önceydi, annemin telefonun mesaj sinyali çaldı. Yakınındaydı telefon -yoksa dünyanın mesajı gelse görmez, fark etmez- duyup açtı mesajı. 
Önce şöyle bir baktı, sonra sesli ama duraksayarak, iyice anlamaya çalışıyormuşçasına okudu:  

'Sen-den  çocu-ğum  ol-sun...' 

Ve gerisine bakmadan telefonu -filmlerdeki gibi- koltuğun üzerine fırlatırken feryadı bastı: 
'Tuu utanmaz! Ne günlere kaldık, sapık kaynıyor ortalık! Tuu edepsizz!'
Derhal uyandım duruma. 
Ne bilsin annem. Canım benim. O hâlâ 'bir bahar akşamı rastladım size'lerde. 
Gülmekten kırılırken, anlatmaya çalıştım. 
'Annee bi dur ya, şarkı o şarkı! Sana demiyor! 


RÜYA ÇAĞLA
Nisan 2015

Yorumlar: (0)

henüz yorum yok

Neler Yeni ?


Son Yorumlar

Yok