Rüya Çağla - İYİ BAYRAMLAR

Bayram tebrikleri alırdım önceden..
Bayramın bir hafta öncesinden başlayarak postacı kapımı çalar, tutuştururdu elime zarfları.Sevinirdim.
Ben de gönderirdim mutlaka.
Aile büyüklerine, arkadaşlara, dostlara...

Öyle matbu olarak değil, herkese ayrı ayrı sözler ve temennilerle.
Misal, dedemin bayramı mübarek, orta yaş civarı akrabaların kutlu-mutlu olurdu. Arkadaşlarınki daha bir zamane tarzı.
En yakın dostuma ise sadece şunu yazmam yeterdi: Bayram!

O anlardı.

Bir on yıl kadar -hatta fazlası- var, bıraktım bu işleri. Zaten postacı da kapıyı çalmaz olmuştu.Toptan bırakılmıştı aslında, ne var ki ben direniyordum. 

Gün geldi, baktım direnmekten vazgeçmişim.
Posta yoluyla tebrikleşmeyi terk nedenleri üzerine ahkâm kesecek değilim.
Teknolojik gelişmeler, bireyselliğin kültürel-geleneksel bütünleşmelerin önüne  geçmesi, internetin yaygınlaşması gibi sebeplerden bir açılış yaparım yapmasına da uzun havayı okumak sosyologlara düşer.

Kırtasiye malzemem çoktur benim. Bir kutu dolusu her çeşit kalem, resim kalemleri, kurşun kalemler, kuru boya kalemleri, pastel boya kalemleri, keçeli kalemler, dolma kalemler, tükenmez kalemler, silgiler, kalemtraşlar...
Kağıt dersen, mektup kağıdından tut yazıcıdan çıktı almak için gerekenine ve hatta resim kağıdına kadar. Defterleri ve diğer ıvır zıvırı hiç saymasam?

Dün, işte bunca kırtasiye içinde birşey ararken, çekmecenin dibinde bir kenara istiflenmiş her ebatta  zarf ve tebrik kartlarıma rastladım.
Direnmekten vazgeçtiğim zamandan beri umutla yurdun dört bir yanına gönderilecekleri günü beklemiyorlardı tabii. Öylece duruyorlardı sadece. Zarflar birazcık sararmış.
Hemen onların yanında ise -beyaz kurdele ile bağlanmış- kalın bir deste...
Arkadaşlarımın, dostlarımın bana gönderdikleri tebrik kartları.
Saklayabildiklerim, saklanmaya değer bulduklarım...

Kurdeleyi çözüp tek tek okudum hepsini.
El yazılarına baktım uzun uzun...
Yazılarından tanıdım önce. 

Göremediğim el izlerine dokundum her birinin... 
Anladım ki, özlemişim tebrikleşmeyi. 

Ama çok şey gibi o da geçip gitti artık. Çıktı hayatımızdan. Adios!
Postacının kapıyı çalmasına neden olacak adresler yok eskisi gibi ajandalarımızda. 

Onların yerini başka adresler aldı çoktan.
Birbirimize anında ulaşabileceğimiz ama dokunuşumuzu, dokunduğumuz birşeyi gönderemeyeceğimiz adresler.

Sızlanıyor muyum? Ne münasebet. Tabii ki hayır.
Geleneksel olanı sevdiğim kadar yeniyi de severim. 

Yeniye kolay adapte olur, eskiyi ise zaman zaman özlerim, o başka.
 

Nerede kalmıştım? Ha, çekmece...
Çekmeceyi kapatmadan önce boş tebrik kartlarımdan birini aldım, 'iyi bayramlar' yazdım üstüne...
Bir de zarf çektim aradan, uygun boyda. Özenle koydum tebriğimi içine.
Ve kalbimin postasıyla tüm sevdiklerime gönderdim.

 

RÜYA ÇAĞLA
Kasım 2010
 

Yorumlar: (0)

henüz yorum yok

Neler Yeni ?


Son Yorumlar

Yok