Rüya Çağla - ARTIK ÇEKMEYECEĞİM

14.553 öge... 

Aynen böyle yazıyor bilgisayarımın geri dönüşüm kutusunda. 
Tabii bendeniz bir daha asla geri dönmelerini istemediğimden bu tabiri kullanmayacağım.

Uzun zamandır yapmak istediğim fakat başlayıp başlayıp hep ötelediğim bir işlemdi bu.
Geçen ay hiç kaçarı kalmayınca...
Sıvadım kolları.

Ötelediğim kadar varmış hani. İki haftayı aşkın bir süre uğraştım.
Binlerce, binlerce, binlerceydiler!
Şaftım kaydı resmen.
Ama sonunda...
Gereksiz fotoğrafları sildim!
Çöpe attım. Oh!
(Nasıl bir rahatlama hissi) 

O süre zarfında ise dijital fotoğraf makinelerinin görüntü israfına sebebiyet verdiğine iyice kanaat getirdim. 
Bir hafıza kartına bakıyor iş, nasıl olsa film baskı derdi yok ya...

Otu çoku çeker hale gelmiş insanoğlu.
Ben de varım tabii bu göndermenin içinde. Doğada ne gördüyse çekmeye yeminli gibi birşey olmuşum adeta.
Desem de... 
Ufuk çizgisini daima doğru kadrajlamaya özen gösterdiğimi söylemeden de geçemeyeceğim.
Fotoğrafta bir bu rahatsız eder beni. Ufuk çizgisi yamuk bir fotoğraf özel bir anlam ifade etmiyorsa ilgimi çekmez.

Sayıdan yana dertliyim ben.
Misal, aynı manzara, otuz iki benzer açı. (Abarttım lâkin bunun yarısına yaklaşan çekimler de yapmışım) 
Hesapta görüntüleri aktardığımda içlerinden en iyilerini seçerim, diğerlerini silerim diyerekten bir tür garantileme mantığı gütmüşüm. İyi de silme işini es geçmişim nedense. Üşenmiş miyim yoksa kıyamamış mıyım ne?
Böylece yığıla yığıla, iki harici hard diski neredeyse dolduracak kadar fotoğraf birikmiş. 
Ayriyeten dvd'lerde sakladıklarım da varmış. Yolculuklarda çektiğim fotoğraflar falan. 
Tek tek inceledim; bazen kararsız, bazen bir kalemde, sildim gitti fazla bulduğum ne varsa. 
Ne biçim yer açıldı.
(Acaip ferahlık) 

Sonra kendi fotoğraflarım... 
Onları da ne zamandır hiç ayıklamamışım ki!
Seç kafana göre beğendiklerini, at gerisini dimi? Yapmamışım bunu. 
Gerisi dediğim serisi aslında. Harbi seri gibiymiş. 

Sanki fotomodeliz... Te Allahım!
Bahaneyle o iş de aradan çıktı...
Azalttım kendimi.
(Tavsiye ederim) 

Bitmedi...

Ailenin özel fotoğrafçısıymışım bir yerde. Annem, kardeşlerim, yeğenlerim...  
Yıl yıl çekmişim.
En kolayı bu kısım oldu. Kimin nesi varsa ayrı ayrı klasörlere aktardım, herkesin flaş belleğine yükledim, teslim ettim, haydi hayrını görün dedim. Kendime de hatıra niyetine üç beş fotoğraf ayırmayı ihmal etmedim elbet.
 
Ne var ki halen boşaltamadım kutuyu. Orada duruyor hepsi öylece. 
Ne olur ne olmaz, yanlışlıkla gerekli birşeyi silerim düşüncesiyle bu işi en sona bırakmıştım...  
Öngörmüşüm gibi bir kısım fotoğraf birdenbire yok olmasın mı?! 
Güzel anılarla dolu, baktıkça gülümseten, bir daha yaşanamayacak anlara ait fotoğraflar puf diye uçtu.
Farkedince benim de aklım uçtu bir an. 
Nasıl ya?!
 

Silmediğimden adım kadar emin olduğum halde çöpü defalarca karıştırdım. 
Bu da ayrı belaymış arkadaş! 
İçindekiler 14 bin küsur olunca insanı deli pösteki sayarmışçasına kıvamına getiriyormuş. 

Orada bulamayınca sistemde aradım, ıcık cıcık her yere baktım. 
Aramadığım yer kalmadı (sabahtan yatana kadaar) fakat yer yarıldı içine girdi misali... 
Yok! Yok oğlu yok! 
Hiç mi yok? Türküz tabii, bunu da sordum kendi kendime. 
Gerçi benim soruşum var olduklarını adım gibi bilmeme rağmen 'bunlar hiç mi yoktu ortada acaba?'gibisindendi.
İnsan hayal görmüş olmayı yeğliyor haliyle.
 

Bugün aradan zaman geçmesi sebebiyle kafamın salim olmasına dayanarak bir kez daha aradım...
I-ıh! 
Nasıl bir hokus pokus yapmışsam artık...
Gitti de gitti. 

Oldu olacak şu çöpü dökeyim bari...
Fakat ne çekmişim be!
Bir ömür  yeter. 
İçimden artık çekmeyeceğim demek geçiyor ama...
Buna kim inanır?  
(Bayat espri olsa da yapmazsam çatlarım) 
Kadir İnanır. 
 

RÜYA ÇAĞLA 
Şubat 2014

Yorumlar: (0)

henüz yorum yok

Neler Yeni ?


Son Yorumlar

Yok